mevlanalondon's profileYETER SOZ ALLAH;INDIR A...PhotosBlogListsGuestbook Tools Help

Comments (112)

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

celal akcanwrote:

Bu şiirin hikayesi:



Can dostuma karınca kaderince gönlümden dökülen gülleri sunuyorum.

 

Kahve Hikâyeleri...





***Her kahve aynı tadı taşımaz... Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir...
***Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtigin kahvenin tadı kederlidir... Kahve telvesine yüreginin acısı karışır.
***Bir pazar öğle sonrası annenin "hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur... Köpükler annenin göz bebeklerine yansır... Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir...
***Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma cabasıdır... Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... çıktığın an uyuyakalırsın... ferahlıktır!!!
****Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer...
***Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır...
***Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür...
***Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve baskadır... Isıtır insanın...içini...
***Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını...
***Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama icilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari degişir...Her kahve aynı değildir bu yüzden...
Ben de sizleri sevgiyle pişirilen bir kahve içmeye davet ediyorum. akşam, öğle öncesi, sonrası ya da gece kahvesi. ne zaman isterseniz.
Dostlukla yudumlayacağımız bir kahve molası vermeye ne dersiniz???
Sizin kahveniz nasıl olsun ???

***Her kahve aynı tadı taşımaz... Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir...
***Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtigin kahvenin tadı kederlidir... Kahve telvesine yüreginin acısı karışır.
***Bir pazar öğle sonrası annenin "hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur... Köpükler annenin göz bebeklerine yansır... Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir...
***Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma cabasıdır... Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... çıktığın an uyuyakalırsın... ferahlıktır!!!
****Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer...
***Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır...
***Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür...
***Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve baskadır... Isıtır insanın...içini...
***Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını...
***Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama icilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari degişir...Her kahve aynı değildir bu yüzden...
Ben de sizleri sevgiyle pişirilen bir kahve içmeye davet ediyorum. akşam, öğle öncesi, sonrası ya da gece kahvesi. ne zaman isterseniz.
Dostlukla yudumlayacağımız bir kahve molası vermeye ne dersiniz???
Sizin kahveniz nasıl olsun ???
21 hours ago
http://mursit-htp5858.spaces.live.com/guestbook



Ahir Zamandaki Fitneler;
İdarecilerin ve Onlara Tâbi Olan Kalabalıkların Durumu

Resulullah -sallALLAHu aleyhi ve sellem- Efendimiz ahir zamandaki ümmetinin durumunu ayan beyan Hadis-i şerif’lerinde haber vermiştir.
Çok büyük fitneler zuhur edeceğini; aşağılık adamların milletin lideri olacağını; kişinin mümin olarak sabahlayıp kâfir olarak akşamlayacağını, mümin olarak akşamlayıp kâfir olarak sabaha çıkacağını ve buna mümasil cehennem fırkalarının âlametlerini haber vermiştir. Bununla beraber bu müzayakalı ve zor devirde imana ve İslâm’a sarılanların ALLAH katındaki değerini, bu zamanda Sünnet-i seniyyesine sarılanlara yüz şehit sevabı verileceğini de müjdelemişlerdir.
Bu bir aynadır.
Bir cehennem davetçilerine ve onların peşinden gidenlerin durumlarına bak, bir de hak ve hakikat erlerinin durumuna bak.
Sonra kendi kararını kendin ver. Sen hangi fırkadansın? Kendilerine cennet vadedilen iyilerden yana mısın, cehennem davetçilerinin peşinden gidenlerden misin?



RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN
Nov. 1

 

..HoşgeLdin Ya Şehr'i Ramazan..

  





Herkese Hayırlı Ramazanlar Diliyorum..
Ailelerinizle
Sevdiklerinizle
Dostlar
ınızla
Birlikte..
Umudu.. Huzuru.. Mutlulu
ğu Getirsin
Hanelerinize..

 
   
 
 
 
 
 

    

 

HERCAi

Aug. 20
Lodos ®wrote:
 semazen.gif                         semazen.gif                         semazen.gif
Göğsünün içindekini gerçek gönül sanan kimse,
Hak yolunda iki üç adım attı da herşey oldu bitti sandı
Aslında tesbih, seccade, tövbe, sofuluk, günahdan sakınma bunların hepsi yolun başıdır.
Hak yolcusu aldandı da, bunları varacağı yer sandı.

semazen.gif                         semazen.gif                         semazen.gif
cumanız mübarek olsun
 
July 24
esrawrote:
Dört mevsim sabır
 
Çiçeksen,baharı bekleyeceksin sabırla...
Erken açmayacaksın,kış soğukları vurur...
Baharın gelmesinden ümit kesip,toprağın karanlıklarına teslim olmayacaksın,çürür,yokolursun...
Sabır,Rabbin halikiyyetine,ibdasına güveni,bir iç direnci koruyarak baharı bekleme eylemidir.
Tohumsan,toprağın bağrında saklanmaktır mukarrer bir vakte kadar sabır...karanlığa boyun eğmemektir.Üstündeki yük altında ezilmemektir.Misyonunu unutmamaktır...Zamanı geldiğinde cidarı çatlatabilmek,toprağın üstüne doğru,ışığa doğru tırmanabilmektir.
"Rabbimin dilediği bir gün var,ışığa çıkmak için,yaratılış misyonumu ifa etmem için..."Bunu vird haline getirmektir sabır...
Güneşsen,bekleyeceksin karanlığın koynunda doğum anını...Enerjin yaratılış sırrında saklıdır...Aydınlığı ve karanlığı yaratana teslim olacaksın.
Baharsan,kışın soğuklarında saklayacaksın binbir rengini,çiçeğini...
Kış geçecek ve geleceksin.Buzların içinde çıkacak kardelenler...
Toprak bir ana rahmi gibi saklayacak seni ve kara topraktan al-mor menevşeler boy verecek...
Sabrın,binbir tomurcuk demek,yaprakların,yeşilin çağlayanlar gibi hayata koşması demek...Kışın buzulları içinde iraden çürümeyecek,çözülmeyecek,ebedi buzullaşmalara mahkum etmeyeceksin dünyayı...
Bebeksen,karanlıkları aşacaksın dünyaya gelmek için,sabredeceksin 9 ay on gün,damarlarında Rabbin verdiği sabır akacak...
Mü'minsen,sabrı bir gönül dokusu olarak bileceksin.İmanın olmazsa olmaz boyutu olarak görecek,mü'minin her an ayakta kalabilme sırrı,ALLAH'a itimadın yüreğe yansıması olarak telakki edeceksin...

Baki muhabbetle...
June 17
esrawrote:
 

sen ve ben

Ellerimden tutsan…

Yeniden “bekle” desen ve bekleyecek kadar yüreğime su serpsen..

Susuzluğumu da sende fark ederim, suyu da… Nedir bu “ben”liğimdeki “ben” sevdası bana yol göster.

Terk etme beni, lâyık olmasam da, aç bana yüreğini ve denizlerini…

* * *

Yüzüm yok! Bu çırpınışlarda daralır yüreğim.

Yüzüm yok! Yine de sevmeni beklerim.

Yüzüm yok! Ben umudu senden öğrendim.

* * *

Sanmayın yüreğim durgun deniz, içimde bir Mûsa ve bir Firavun yaşar, benden çok ev sahibi…

Damarlarımdaki kan kadar kırmızıdır sevdam ve yüreğim bu sevdaya yanar.

Çelişkili ömrün son demlerinde koysam da bu savaşın adını, yine de ararım yalnızlığımda dostun kapısını…

Bir sır mıdır bu insanın içine akıtılan? Ve bu sırrın doğum sancısı mıdır bendeki başlayan?

Doğrulmak ve yeniden Mevlâ’ya ulaşmak için mi bu buram buram hüzün?

* * *

Ve sen..

Ellerimden tutsan….

Yeniden “sabret” desen ve sabredecek kadar sadrıma huzur versen…

Sonra ağlasam… Bu çaresiz ateşlenmelerimin ilacını sende bulsam… Bir yangın makamı bu kadar mı öfkeli eritir içimi? Bir sevda bu kadar mı özlenir?

Tövbeler ve tövbeler… Bu dönüşler korkarım kolay olmayacaktır… Puslu yılların ardından ölsem ve yeniden senin yolunda dirilsem…

Söyleme, lâyık olmadığımı n’olur söyleme…

Yokluğunda çok yandı, belki adam olur bu yürek şimdi seninle ...

Ardından attığım adımlar kadar yol gitmişim hayatta… Senin ismini duyduğum kadar sesler kıymetlenmiş… Ve seni andığım kadar zaman günahlara “dur” demiş…

Karanlıklar vadisisinde kalbim, bir kibrit yakmanı beklerim.

Neresindeyim bu hayatın ve senin kalbinde miyim?

Alır beni bu esen düşünce rüzgarı ve iklimlerim yokluğunda acıtır ve üşütür içimi…

Yalnız sende var yüreğimin nefesi…

Bil ki, ben âcizim; bil ki hatalarımla dolu yüreğim ve çaresizim…

* * *

Sen…

Tutsan ellerimden…

Yine içime baksan ve titrese tüm benliğim taa ki son nefesime kadar…

Sonra değişse tebessümlerim... Bir hikayesi olsa çilelerimin..

Seni anlatsam… Anlatsam… Anlatsam..

Yer-gök beni arasına alsa… Kâinatı okusam...

Açsan ellerinle perdelerimi ve şereflensem dost cemali ile…

Bir yangın bu kadar mı güzel olur şimdi?

Ruhlar hapishânesiymiş ya dünya, sen beni kurtarsan…

Kalbimin kilidini tek bakışınla kırsan!..

Sevginin derinlerinde yalnız seninle kaybolsam…

Bir ömür bu, bitmeye adanan… Bir insanım ben, kendini tanımayan!

N’olur… Söyleme layık olmadığımı!. Sen de beni bırakıp gitme…

* * *

Sevgim, tek gerçeğim!..

Bu yolda imanımın derdindeyim ve yine tek senin izindeyim, tek senin kapında dizüstü çökmekteyim ve yalnızca “gel” demeni beklerim…
 
 
Vakt-i Şerif, cuma, ömr-ü aziz ahir, ahiret ve akibet hayrola, hayırlar feth şerler defola. Demler, sâfâlar, niyazlar kabul ola .  slm ve dua ile kardeşim hayırlı cumalar.
--------------------
 
June 11
S.A SEVGILI DOSTLAR SITEME COK GUZEL PAYLASIMLAR BIRAKIYORSUNUZ SIZLERE TEK,TEK TESEKUR BIRAKMAK ISTERIM ZAMSIZLIGIM NEDENIYLE BUNU YAPAMIYORUM BENI MAZUR GORURSUNUZ  INS  SIZLERI COK, AMACOK  SEVIYORUMTSKLR SELAM VE DUA ILE ILOVE YOU
June 7
S.A SIZINDE CUMANIZ MUBAREK OLSUN  ARO INS
June 7
esrawrote:
Ey Rahman Ve Rahim Olan Allah'ım!..
..Sen öyle rahmet edersin ki rahmetinin bir cilvesi cennetim olur..
..Rahmetinden bir parilti sonsuz mutlulugumdur..
..Rahmetinin bir damlasi herkesin rizkina kefil olur..
..Su çorak gönlüme merhametini indir..
..Su fani ömrümü sonsuzluga eristir..
Amin.
Cumamız mübarek Dualarınız Kabul olsun İNŞAALLAH..
Baki muhabbet ile...
June 4
May 29
esrawrote:
esra dancyazan:
GÖK SOFRASI
Sen Gök Sofrası nedir bilir misin?..
Ve...
Ona talip yürekleri?...
Bilir misin sahi?..
Gök sofralarında yüreğini bölüştüğün oldu mu hiç?..
Ya bir gök muştusunu?..
Ya, O En Güzelin (A.S) sevdasını, bölüştün mü biriyle?..
Sen, Kelime-i Şehâdet nasıl bölüşülür bilir misin?..
Dinle;
Ayrılık vaktinde, İkiden biri, “Lailaheillallah” der,
Diğeri, “MuhammedunResûlullah”..
Bölüşürler o sehâdeti ki, vuslat olsun ayrılıkları..
Ki, birleşsin gönülleri tevhid de, hiç ayrılmasın..
Çünkü bilirsin, o iki kelime hiç ayrılmazlar..
Lailaheillallah sende, MuhammedunResûlullah onda..
Bir yüzü sen ayrılığın, öte yüzü; vuslat içre vuslat..
İşte anla: Bu, tevhid diliyle meydan okumaktır ayrılığa...
Sen hiç dost yüreğiyle kuşanıp, acılara meydan okudunmu?..
Bir gülüşü, bir gözyaşını paylaştığın oldu mu?..
Bir şiiri, bir ezgiyi tam ortadan bölüştün mü hiç biriyle?..
Sesini katip ta sesine, sen hiç türkü söyledin mi çağa karşı?..
Gözyaşlarını ruhunla sildin mi hiç?..
Dualarını düşürdün mü dost pesine?..
Yüreğini çıkarıp ta yollara, kupkuru öylece bekledin mi sen hiç?..
Ne çok söylenir bu kelime: “dostluk”, “dost” ..
Var mi sahi gerçek bir dost?.. Kaldı mı?..
Var mı böyle bir dostu olan?..
Yokluğuna yaslayıp ta yüreğini, varolduğun..?
Ah! Hep yitirdik güzellikleri..
Hiç sızlamadan yüreklerimiz, bir bir tükettik dostlarımızı umarsızca..
Ne yazık..
Nedir ki dost?..
Herkes kendine mi bakar aynalarda acep dost denince?..
Belkide hep ulaşılmak istenen anlatılır..
Kim bilir..
Oysa Dost,

Aynalarını yüreğine tutandır senin.. Ve, Yüreğine aynalarını tuttuğun..
Seni farklı kılanın bilincinde, yüreğini yüreğine katandır dost..
Seni alır da onca kalabalık arasından, yüreğine asar.. İşte dost!..
Ve dostluk; hedeflenen şey değil, gönül gönüle hedefe yürüten şeydir..
Bir ucu sana, bir ucu ona bağlı bir zincirdir dostluk..
Hiç açılmasa da, tükenmeyen umutlarla, dost kapısında özlemekten yorulmaktır..
Hiç arayıp sormasa da pesine düşmektir, VEFADIR dostluk..
Ve dost,
Meyli sana değil, sendeki O’NA (CC) olandır..
Evet dost, sendeki O’nun talipçisidir..
Gerçek dostun vurulmuşluğu sana değil;
Geceleri bıraktığın aydınlığa,
Yüzündeki secde izlerine, o gök aklığınadır..
O’na (CC) adanmış bahçelerine,
Yaşadığın bildiklerinedir senin..
Dostun meyli;
Vakti kuşanmana,
Tüm cazibesiyle sana gelen dünyanın, çarpıp döndüğü o manevî zırhınadır hep senin..
Mânâ Âleminden topladığın çiçekleredir tutkunluğu..
O’na adadığın varlığına, O’na sattığın emânetlerine,
Dünyada da sana verilmiş olan cennetlerinedir meyli..
Dostun talep ettiği,
Çağa karşı duruşundur senin.. Başka değil.
Var mi böyle bir dost bulan?.. Oldu mu hiç senin böyle bir dostun?.
Gün ortası, gece yarısı aniden yürek vuruşlarıyla seni çağıran bir dostun oldu mu hiç?..
Yüreğinde, aklında, her zaman ve mekânda taşıdığın bir dostun var mi senin?..
Diyeceksin belki, ne dostluğu bu olsa olsa bir sevdadır..
Ah! Mevlana gönüllüm!, Yunus meşreplim!..
Sevda nedir bilir misin sen?..
Ya Şems’i?.. Ya Mevlâna’yla Şems’in sevdasını, yani dostluklarını duydun mu hiç?..
Ki, dünya daha öyle sevda, öyle dostluk görmedi..
Ne yazık, görmeyecek te...
“Şems geliyor!” haberine tüm mal varlığını veren Mevlâna’nın , “Yalanınadır bu verdiklerim, doğrusuna can vermek, bas vermek gerek” dediğini bilir misin?..
Adına sevda de, dostluk de! Ne önemi var ki..
Bu, birlikte gönül sofralarına konuk olmaktır..
Bu, gök sofralarından nasiplenmektir..
Öteler ötesinde ağırlanmaktır bu...
Mevlâna’yı dedik, Şems’i dedik, Ya Yûnus’u bilir misin?..
“işitin ey yârenler! Aşk bir güneşe benzer,

Aşkı olmayan kişi, misâli taşa benzer.”
Diyen Yunus’umu?..
Ya Hallac’i?.. Bilir misin sahi?.
Hani “aşk nedir?” dediklerinde, “bugün ve yarin görürsün” diyen.. O gün asılan, ertesi günde cesedi yakılan Hallac’i?.. Hani cesedinin külleri Dicle’ye atılanda, kabaran Dicle’yi, bir hırkasının yatıştırdığı mazlum ve mahzun, o ebedîleşmiş gök erini?..
Ah! bilir misin ne yürekler harcadık, ne dostluklar tükettik,
Çağın acımasız karanlığında, zamanın çarklarında..
Sadece bugün değil, HER GÜN, HER DÜN, HER DÜNLER....
Ne yürekler harcadık bir bilsen.. Lâkin...
Hallac’in teninde Sibli’nin gülleri kor olur..
Ah! Dedirtir güller, taslara gülen bedenine..
Çünkü o gül de olsa, atan dost elidir..
Revâ midir Hallaca bunca aşksızlık?..

Bir Molla Kâsım gelir, sığâya çeker, âşığım Yûnus’umu o kapılarda..
Reva midir Hakk aşkına?..
Şems’i, ebedî dostu, sevdalısı Mevlâna’nın oğlu öldürür, çağın kokuşmuş kışkırtmasıyla..
Revâ midir Şems’e?..
O kâinâtı içine alan yüreğe, o gök sevdalarına revâ midir?..
Onlarınki nasıl gelişlerdir öyle kapılarımıza, gökler dolusu sevdalarla?..

Ya bizimki nasıl bir reddediştir böyle?..

Nasıl reddedişlerdir?..

Onlarınki nasıl duruşlardır öyle, çağlara karşı..

Dimdik, hiç eksilmeden..

Asırlar ötesinden bize ulasan nasıl sevdalardır onlar öyle?..

Bugünün kuru gönüllerini, Mevlâna’ca arttırıp, Yunus’ça ıslatan ne bereketli yağmurlardır onlar..

“Âşık öldü diye salâ verirler,Ölen hayvan imiş âşıklar ölmez.”
Ya Rab! Lütfet! Ay çıksın.. Sular yükselsin..

Dualarımız dâim medler içindir, cezirlerde gönüller..
Hiç arama! Bulamazsın!..
Yok ki öyle bir dost!..
Çünkü biz, tüm dost yürekleri sorgusuz- sualsiz idâm ettik..
Varsa da tek-tük, aldanma!
Hüküm verilmiş, kalemler kırılmıştır mutlaka..
İnfaz vakti, ha geldi ha gelecek..
Beklemede yürekler..
Ah! Güzel insanlar güzel atlara binip, hep gittiler..
Gittiler ve terk ettiler..
Bâkî kalan bu kubbede hoş bir sedâ imiş..
Bak dinle, ne söyler Yûnusum;
“Dost kılıcından Yunus ölürse gam değil,
Dost göğünden uyanan,maşuk burcundan doğar..”
ALLAH DOST..HÜVEL BAKİ..
Ayşe Reşad
 
SELAM VE DUA İLE.
Apr. 27
edep edepwrote:

ALLAH'IM SEN BİZİ,YAŞARMAYAN GÖZDEN,ÜRPERMEYEN KALPTEN,
KABUL OLMAYAN DUADAN,AMELS
İ
Z İLİMDEN,
C
İ
MRİ MALDAN,DOYMAYAN NEFİSTEN,HAYIRSIZ EVLATTAN,ŞEYTANLAŞMIŞ İNSANLARIN ŞERRİNDEN,
UZAK EYLE  

SELAMUN ALEYKUM HAYIRLI GÜNLER Kırmızı gül

Apr. 14
edep edepwrote:

Apr. 10
edep edepwrote:

Allahim!
Bizi gümahtan alikoyacak kadar hasyetinden bize hisse ver.
Bize cennetine ulastiracak kadar taat nasib et.
Dünya musibetlerini kolay gösterecek kadar kuvvetli iman ver.
Bizi hayatta biraktigin müddet göz ve kulak nigmetinden mahrum etme.
Onlari ölümümüze kadar devam ettir.
Allahim!
Bize zulüm edenlerden sen intikamimizi al!
Bize düsmanlik edenlere karsi bize sen yardim et.
Bizi dinle musibete ugratma!
Dünyayi en büyük düsüncemiz ve ilmimizin sonu kilma!
Allahim!
Bize acimayanlari bize musallat etme

Amin

                   

 

             Cumamız mubarek olsun Allaha emanet olun selam ve dua ileKırmızı gül

Apr. 3




Good morning, wonderful friend!
Thanks for your visit and nice comment. I wish you a beautiful Monday and a new week filled with smiles, peace and love.
A kiss from your friend,
Nando


Mar. 30
S.A SEVGILI DOSTLAR SITEME COK GUZEL PAYLASIMLAR BIRAKIYORSUNUZ SIZLERE TEK,TEK TESEKUR BIRAKMAK ISTERIM ZAMSIZLIGIM NEDENIYLE BUNU YAPAMIYORUM BENI MAZUR GORURSUNUZ  INS  SIZLERI COK, AMACOK  SEVIYORUMTSKLR SELAM VE DUA ILE ILOVE YOU
Mar. 28

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPichttp://img-2007-02.photosight.ru/22/1940001.jpgImage and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic 

Image and video hosting by TinyPic


ANACIĞIM

Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic 
—Anneme ve bütün annelere—
Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Kaç geceler bana ninni söylerdi,
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen,
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.
Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Uzun kış geceleri masal masaldı.
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar,
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.
Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı.
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi .
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.
Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım.
Selam sana anacığım İstanbul’dan.
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan,
Vefalı ellerinden öperim anacığım.
Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic


Ümit Yaşar OĞUZCAN 

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic 

 

Image and video hosting by TinyPic Image and video hosting by TinyPic

.Hi lovely friend!
I wish you a beautıful best wishes for a fabulous week.
Allah bless you always.

iyi günler arkadaşımALLAH 

 herzaman yanınızda olsun inşallah.

Mar. 11
S.A

Peygamberimiz Hz. Muhammet (SAV )'in dünyayı şereflendirdiği gün olan,
Mevlit Kandilini en içten duygularımızla tebrik eder
Tüm insanlığa hayırlar getirmesini Cenab-ı HAK'dan Niyaz ederiz.
Gül bahçesine girenler gül olmasalar da gül kokarlar.
Kainatin en güzel gülünün kokusunun üzerinizde olmasi temennisiyle...
Iyi Kandiller.

Mar. 8
ahmed akwrote:

Tuhaf bir yalan: HAYATINI YAŞA!

 

Şuna şaşırayacak mıyız: Yaşamadığımız bir hayata dair sorulduğumuzda... Oysa, özellikle bu yüzden, yaşamadığımız için sorumlu tutulmamız anlaşılabilir birşeyken.

Anlaşılması güç olan, tam “burada,” tam da yaşamadığımız hayatın içinde, bu nitelikteki hayatın sorumluluğunu rahatlıkla taşıyor olmamız.

Bu rahatlık, sürdürülebilir kılıyor, ama hayatı yalnızca “sürdürülebilir” kılması onu insanî olmaktan uzaklaştırıyor. Soğuk, “mekanik” bir rahatlık. Şeyler ile kurduğumuz her türde ilişkinin doğasını belirleyen bu rahatlığın spekülatifliği, hayatlarımızın bir tehditle sınanmasıyla kolayca açığa çıkabilir.

İnsanın bir üretim aracı olarak tarihte yeniden icadı ve bu tarihî ahmaklığın zekice sistemleştirilmesi olgusunun sürekliliği; tahakkümcü iktidar ilişkilerinin kesintisizliği; en alttan en üst seviyeye kadar bu ilişkiler ağı içinde uygulanan yöntemlerle ve geliştirilmiş stratejilerle dünyayı “insansızlaştırma” pratikleri hayatın imkân alanlarını zorbaca daraltmıştır. Hayatın yaşanamazlığı dediğimiz şey tercihlerimizin (sahip olduğumuz bir parça özgürlük de iktidar ilişkilerinin işleyişinden bağımsız değildir), yapıp ettiklerimizin neye tekabül ettiği, neye eşitlendiği ile ilgilidir: Kendimizin dışında bir yere... Kendimizin yokluğuna.

Hayat, hayatiyetini yitirmiştir. Hayatı canlı kılan öz, bugünün üretilmiş hakikat alanında yer bulmamaktadır. Sürgit iktidar ilişkilerinin içinde hakikat üreten aygıtların insanı tâbi kılan, hizaya sokan, disipline eden teknikleri hayatı sahici olmaktan çıkarmış, bir yalana dönüştürmüştür. Artık hiçbir şeyin değeri hayata nasıl hizmet ettiği, ona ne kattığı ile ölçülemez, çünkü hayat, merkezî olma vasfından boşaltılarak mübadele ilişkilerinin vahşi değerlerince yeniden üretileceği pazara sürülmüştür: Mülkleştirilmiştir. Parçalara bölünmüş ve el konulmuştur.

İnsan için hayat, anlamlandırmanın, keşfetmenin, zenginleştirmenin imkânların açık olduğu özgür bir tecrübe olmaktan çıkmıştır:

Birikimi değil, eksilişi işaret etmektedir. “Ziyanda olma” hâli, ekonomi merkezli düşüncenin kâr-zarar denkleminde daimileştirilmiştir. Televizyon ekranlarından akan rakamlar, grafikler iyinin ve kötünün sözcülüğünü üstlenmiştir. Hikmetin değil, tahakkümün dilini kullanarak. Bu dil, formüle ettiği yaşayış biçimlerini kaçınılmaz bir kadermiş gibi seçeneksiz olarak dayatmaktadır. Acil bir amaçlılığın kuvvetle vurgulandığı bu buyurgan dil, insanı sürekli bir geç kalmışlık ve yetersizlik duygusuyla kışkırtıyor. Öyle ki, sonuçta profesyonel bir işle bağlantılandırılmayan düşünce lanetlenmekten kurtulamaz. İnsansızlaştırılmış her alanda, pratik çıkarların barbar yüzü sırıtmaktadır. Çürümüşlük, uğursuz bir sakınımla şımartılırken, insan için imkânsız kılınmış hayatın içinde sığınılacak bir köşe kalmamıştır. Özel hayat, bir şakadan ibarettir. Eğlencenin eğlendirmeyen dünyası, insansızlaştırılmış bir dünyada insan için tasarlanan en doğal mekanların, toplama kamplarının, toplu mezarların, açlık bölgelerin, sefalet yuvalarının, bombalanmış şehirlerin üzerinde yükselerek onları görülmez kılmaktadır. Eğlencenin sağırlaşmaya ve körleşmeye sonuna kadar açık dünyası, gündelik yaşayışın cömertce sunduğu sıkıntılar ve karabasanlarla semirmiş, piyasanın ruhuna uygun biçimde; kendi zamanını ancak satın alarak sahiplenen insan için vazgeçilmezliğini ilan etmiştir.

Gündelik yaşayışın sathiliği, derinindeki sahteliği kurnazca gizliyor. Kimse, bir hayata sahip olduğu için yaşıyor görünmemektedir, çünkü hayat, umutsuz bir hayatta kalma çabasına sabitlenen bakışlarda yitip gitmiştir. “Hayatını kazanmaya” çalışan kişi, daha baştan neyi kaybettiğini gözden kaçırmıştır. Adorno’nun ifadesiyle “kendi yokluğunun ideolojisine dönüşmüş olan hayat”ın içinde, modern toplumun ideal bireyi, yerleşik olana arısasızca eklemlenerek, kendi yokluğunu onaylamış bir sahtelik dolayımında sürekli yeniden—üretmektir. çalışıp çabalamaları, faaliyetleri bu sahtelikle çarpıtılmıştır. Kâr’ın mutlaklaştırıldığı global pazarın müşterilerinin ruhları, faydalı, üretken, işe yarar görünmenin hâlâ hayatta kalmanın tek geçerli şartı olduğu baskısının dehşetiyle sakatlanmıştır.

Bu sakatlanışla kendine ait bir hayatı yaşayabilme yeteneği bütünüyle körelmiş olan insan, bugün, tuhaf bir huzursuzluğa kapıldığında şu mazeretle rahatlayabilir: “Herkes böyle yaşıyorsa, bunda garip olan ne?”

SEDAT TURAN

 CUMAMIZ HAYIRLARA VESİLE OLSUN İNŞALLAH KARDEŞİM DUADA BULUŞALIM DUA İLE

Mar. 5
S.A KRDSM  KIMLERIN VATAN EVLADI OLDU BELLI OLUYOR. HAZIRLADIGIN PAYLASIM  ICIN  ELLERINIZE  ,EMEGINIZE SAGLIK ARO INS
Mar. 3
        Vatanına bayragına milletine ve namusuna sahip çık.
                                       Sanalda savaş.!
Sanalda başlatılan çirkin savaş,malum kişilerce yapılmakta ve ne
idügü belli olmayan savaşın sonucunu vermektesiniz bir türlü anla
yamadım.Agızlara alınmayacak sövüp saymalar küfürler ve tehditlere varan çirkin davranışlar size ne kazandırıyor neyin yada kimin davasını görüyorsunuz neyin savunuculugunu yapıyorsunuz.Kimileri asker kimileri polis kimileri vatansever. Kimileride bir gaye bir amaç ugruna vatan sevdası ugruna vatan hainlerine en güzel cevabı vermeye çalışan gerçek vatan evlatları.
Bazı sahtekar kişiler kendilerini sanalda.Sözde  asker yada polis tanıtıyorlar işte bu tip zavallılar sahtekarlar sizlerin kimler
oldugunuzu biliyorum zamanı gelince malum kişiler adınızı ve
kimliginizi açıklayacagım.
Mehmedime askerime polisime ve vatan sever dostlarıma haya
sızca çirkin ifade ve davranışlarda bulunan sahtekar dostlar,derhal aramızdan çekilin defolun gidin.Özellikle çeşitli degişik alanlarda
kendilerini güya sözde atatürkcü imiş gibi tanıtan sahte dostlar.
sizlere bir tavsiyem var.Biraz düşünün geçmişinizi hatırlayın yada
tarihlere bakın çanakkaledeki şehitlerimizi hatırlayın onlar hangi
gaye hangi amaç ugruna orada şehit oldular işte orada yatan ruh
ları şad olsun birileri senin dedendir,yada bir yakınının dedesidir
unutma.Eger görülmesi gereken bir sevdan bir davan var ise bu
ugurda savaş bu ugurda mücadeleni yap vatanına ve milletine bayragına
sahip çık.Daha dün oskar ödülü almış sözde yazar insan safsatası
orhan pamuk denilen ermeni uşagı rum bozuntusu vatan haini
bu şerefsize sesini duyur.Daha çok degil yakın zamanlarda biz hepimiz.Hırant dinkiz hepimiz ermeniyiz diyenlere sesini duyurki
seninde kim oldugunu bilelim.Unutmayın ülkemizde 75 000
üzerinde mason var bunların çogu üst düzey bürokratlar amerika
ve israilin uşaklıgını yapanlar var,sözde hayali kürdistan devleti
kurmaya çalışanlar var,vatanımda ülkemde hainler var zaman
zaman yazıyorum vatanımın her karış topragında 90 000 daragacı
kurulsun ve vatanına milletine ihanet edenler asılsınlar.Şimdi
sana soruyorum kardeşim sen bu davanın sen bu sevdanın sen bu savaşın neresindesin.?Tufan cool wars.
                Tufan cool wars & Zorlu sevdam.
Mar. 3
 
sevgi saygı ve dua ile en güzele emanet olunuz  hayırlı cumalar
Feb. 26
Feb. 20





Yağmur yağmur yetimiz gittiğin günden beri
Keşke nurlu doğumun bir daha doğu verse
Sarı vermiş bu ehvan bu alemi göğü yeri
Duam hiraya melek bir daha iniverse


Açılsada göklerin vahi vahi kapısı
O mubarek geceki bir daha geliverse
Girip yoluna şehrin selat ve selam ile
Güneş gibi örtüye kendini sarıversen


Sonra kalkıp kıyama yerin ta göbeğinde
Bilal ve ammarları bir daha yetiştirsen
Bir daha sıddıkları bir daha farukları
Zinnureynle Kerrarı önümüze koyversen


Senden sonra yılları asırlar aldı yuttu
Bizdende de çok şey yuttu keşke bir görü versen
Bir kez daha uhudda okçular tepesine
Sakın ayrılmayın deyip bir sesleniversen


Yine pusular haşin kuşatma boykot boykot
Melekler ve Cebrail bir daha geliverse
Geliverse efendim ebu Talip şi'vine
Alıp şirkin yüzünü bir daha yırtı versek
Feb. 11
osmanaffanwrote:
 
 
 
- İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç...

Bir derviş bir kucak elmayla bayırlar aşan bir genç kıza rastgelmiş.
Derviş: nereye gidersin o kucağına doldurduğun da nedir? diye sormuş
Uzak bir tarlayı işaret ederek sevdiğim orda çalışıyor ona elma götürüyorum demiş kız.
Derviş kaç tane ? diye sormuş birden
Kız gayet sakin bir halde demiş ki :


- İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç...


..............Usulca koparmış derviş zikir çektiği elindeki tesbihini........
Jan. 29